Bir Gönül Çağrısı
Ey Ümmet-i Muhammed ; “Allah ve melekleri, peygamberi çok salat ederler, Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (El-Ahzab-56)

“Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır.”


“Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz.”


Bir Gönül Çağrısı


 
sonsuzlukAnasayfaKayıt OlGiriş yapZiyaretçi Defteri

Paylaş | 
 

 Hayra Anahtar Şerre Kilit Olabilmek,

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Site Yöneticisi
Fani
Fani
avatar

Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 19/11/09

MesajKonu: Hayra Anahtar Şerre Kilit Olabilmek,   Salı Ara. 29, 2009 11:35 pm

Hayra Anahtar Şerre Kilit Olabilmek



Hayır, geniş kapsamlı bir kelime olup yapılan her türlü meşru iş, faydalı amel ve iyiliklere denir. Şer ise bunun zıttı olup zararlı ve meşru olmayan şeyler demektir. Diğer bir ifade ile Yüce Rabbimizin rızasına uygun amel ve faaliyetlerimiz hayır, Allah’ın rızasına uygun olmayan eylem ve davranışlarımız ise şerdir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “İnsanlardan öyleleri vardır ki hayrın anahtarları, şerrin de kilitleridirler. Öyle insanlar da vardır ki şerrin anahtarları, hayrın kilitleridirler. Ne mutlu Allah’ın hayra anahtar kıldığı kimselere! Yazıklar olsun şerrin anahtarı/öncüsü olanlara!”1

Efendimizin bu hadis-i şeriflerinden hayır ve şer işleme ve bunlara öncülük yapma hususunda insanların iki kısma ayrıldıklarını görüyoruz:
1- Kimi insanlar vardır ki hayra anahtar, şerre kilittirler. Başka bir ifade ile onlar hayra açık, şerre kapalıdırlar, ellerindeki anahtarlar da hayırlı anahtarlardır, hep hayır kapılarını açarlar, şer kapılarını kaparlar.
Onlar hayır yapmaktan, hayır işlemekten mutlu olurlar. Onun için Yüce Rabbimizin: “Rabbinizin mağfiretine/günahlarınızı bağışlamasına ve genişliği göklerle yer arası kadar olan cennete koşun. O, takva sahipleri için hazırlanmıştır”2 emrine uyarak hep hayır hususunda koşarlar, koşuştururular, bu uğurda çalışmaktan, didinmekten, gayret göstermekten yorulmazlar, yılmazlar, hiçbir engel tanımazlar. Hayır hususunda önlerine çıkacak, her türlü güçlüğü yenerler, her türlü engeli aşarlar.
Onlar Yüce Rabbimizin: “Herkesin yüzünü çevirdiği, yöneldiği bir yön vardır, haydin öyleyse siz de hep hayırlara koşun, iyi, hayırlı, güzel işler yapma hususunda birbirinizle yarışın!”3 buyruğuna uyarak hayırlı iş ve hizmetlerde hep birleriyle yarış ederler.

Bu tatlı bir yarıştır, hoş bir müsabakadır, hizmet yarışıdır, dünyalık elde etmek için, maddi çıkar sağlamak için yapılan bir yarış değildir.
Bu yarış Hakkın rızasını kazanmak uğrunda halka hizmet için yapılan bir yarıştır.
Bu yarışta karşıdakinin aleyhine çalışma yoktur, ona çelme takma, onun hizmetlerine engel olma yoktur.
Bilakis bu yarışta, Yüce Rabbimizin: “İyilik ve takva/ kötülüklerden sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın; günah ve düşmanlık/ haklara tecavüz hususunda ise asla yardımlaşmayın”4 emrine uyarak iyilik yapma ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşma vardır. Bu ayetten anlaşılıyor ki iyilik hususunda yardımlaşma takvanın gereğidir, günahta yardımlaşma ise düşmanlıktan kaynaklanmaktadır. Müminler birbirlerinin düşmanı değil, dostudurlar.

Bu yarışta dinimize, diyanetimize, insanlarımıza yararlı olan güzel şeyleri yapma hususunda birbirlerine destek olma, böylece tek başına yapılması zor olan nice güç işleri birlikte başarma azmi vardır.
Bu yarış içerisinde bulunanlar vakıf insanlardır, kendilerini hayır işleri yapmaya vakfetmişler, adamışlardır.

Onlar hizmet erbabı kimselerdir, memleketin neresinde bir hayırlı iş, hayırlı hizmet olursa hemen oraya koşarlar.
Onlar hizmet sevdalısı kimselerdir, hayra ve hizmete doymazlar, yaptıkça daha çok hayır yapmak, daha çok hizmet etmek isterler. Çünkü onlar Resûl-i Ekrem Efendimizin: “Mü’min, cennete girinceye kadar kulağına gelen bir hayrı, iyiliği işlemeye doymaz”5 hadis-i şeriflerini kulaklarına küpe edinmişlerdir.
Onlar her iki cihanda da mutlu olmanın yolunun hayra yakın, şerden uzak olmada olduğunu bilirler. Şair ne güzel söylemiş:
Olmak istersen dû âlemde saîd;
Kıl tekarrüb hayra, ol şerden baîd!
Onun için onlar hep hayra yakın, şerre uzak olan kimselerdir.

2- Bazı insanlar da vardır ki şerre anahtar, hayra kilittirler. Bunlar hiç hayır yoldan gidip hayır kapılarını açmazlar. Hep şer yolundan gidip şer kapılarını açarlar, din, diyanet ve insanlık için zararlı olan işler peşinde koşarlar.
Hatta bunlar sadece kendileri zararlı, kötü, şerli işler yapmakla kalmazlar, etraflarındaki insanlara da bu kötü yolu tutmaları için telkin ve tavsiyede bulunurlar, onların güzel ve hayırlı hizmette bulunmalarından rahatsız olurlar. İsterler ki onlar da kendileri gibi olsun. Tıpkı Mekke müşriklerinin ileri gelenlerinin Resûlullah Efendimize iman edenlere engel olmaya çalıştıkları gibi.
Kâmil müminin vasıfları
Yukarıdaki ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden öğreniyoruz ki:
a- Kâmil mümin hep hayır peşinde koşar, hayırlı hizmetleri destekler.
b- Hatta hayırlı hizmetleri sadece desteklemekle kalmaz, bu hizmetlere anahtar olur, hizmetlerin önünü açar, öncü olur. Zira dinimizde hayır yapmak, hayır işlemek sevap olduğu gibi, hayra öncülük etmek de sevaptır. Nitekim Peygamber Efendimiz, hayra öncülük eden kimseye, o hayrı işleyecek olanların sevabı kadar sevap verileceğini bildirerek şöyle buyurmuştur:
“Her kim hayırda bir çığır açar ve bu çığırda kendisine uyulursa kendi sevâbı ile birlikte kendisine uyanların sevapları kadar sevap alır, kendisine uyan kimselerin sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmez. Kim de şer/ kötü bir çığır açar ve bu çığırda kendisine uyulursa kendi günahı ile birlikte kendisine uyanların günahları kadar günah kazanır. Kendisine uyanların günahlarından da hiçbir şey eksiltilmez.”6

Konumuzla ilgili olarak Huzeyfe (r.a.) şöyle bir olay anlatır: “Hz. Peygamber (s.a.v.) zamanında bir adam yardım istedi. Orada bulunanlar ona bir şey vermediler. Sonra bir adam ona yardımda bulununca diğerleri de yardımda bulundular. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Kim hayırlı bir çığır açar da başkaları da ona uyup o yoldan giderse, onun sevabını aldığı gibi, kendisine uyanların sevabından da alır. Onların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez. Kim de kötü bir çığır açar da başkaları da ona uyup o yoldan giderse, onun günahını yüklendiği gibi, kendisine uyanların günahlarından da verilir. Onların günahlarından da bir şey noksan olmaz.”7
Görülüyor ki Efendimiz ashabını sadece hayır işlemeye değil, hayra, hayırlı hizmetlere öncülük yapmaya da teşvik ediyor. Bu konuda Efendimizden gelen rivayetler çok. Bu rivayetlerden biri de şudur:
Ebû Mes’ûd el-Ensârî (r.a.) anlatıyor:
Bir adam Nebî (s.a.v.) ‘e gelerek:
“- Benim hayvanım helak oldu; bana bir binek hayvanı ver” dedi. Efendimiz:
“- Bende yok” buyurdu. Orada bulunan bir adam:
“- Yâ Resûlellah! Ben ona binek hayvanı verecek kimseyi gösteririm” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.)
“- Her kim bir hayra delâlet ederse ona da hayrı yapanın ecri/sevabı kadar ecir verilir”8 buyurdular.
c- Mümin hizmet hususunda, hayırlı bir iş hakkında “hele bir bakayım, durumumu insanların tutumlarına göre ayarlarım, onlar ne yaparsa ben de öyle yaparım” demez, iyilik yapmada acele eder, hayırdan uzak duranları veya işi ağırdan alanları kendisine örnek almaz, bilakis kendisi onlara güzel örnek olmaya çalışır. Nitekim Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Herkes iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız, herkes haksızlık yaparsa bizde haksızlık ederiz diyen sıradan insanlar olmayınız, aksine kendinizi insanlar iyilik yaparsa iyilik yapmaya, onlar kötülük yaparsa, kötülük/ haksızlık yapmamaya hazırlayınız.”9
d- Müminin bütün gayesi Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktır. O’nun rızasını kazanmak için yapılan her türlü iş, amel ve faaliyet ise hayırdır. Onun için Peygamber efendimiz: “Doğrusu müminin durumuna hayret olunur. Çünkü onun her işi hayırdır. Bu durum ise sadece mümine mahsustur. Şöyle ki; eğer mümine genişlik, bolluk gelirse buna şükreder, bu da kendisi için hayırlı olur. Eğer darlık gelirse buna sabreder, bu da onun için hayırlı olur”10 buyurmuştur.
e- Mümin işlemiş olduğu güzel amel ve hayırlı hizmetlerden dolayı asla gurura kapılmaz, bilakis kendisini buna muvaffak kılanın Allah olduğunu bilir, ayrıca bundan dolayı da O’na şükreder ve hayırlı hizmetlerde daim kılması için dua eder. Peygamber Efendimiz hadis-i şeriflerinde:

“- Allah bir kulu hakkında hayır dilerse onu (hayırlı hizmette) kullanır” buyurdu. Sahabe:
“- Yâ Resûlellah! Nasıl kullanır?” diye sorunca, Efendimiz:
“- Onu, ölmeden önce salih amel işlemeye muvaffak kılar” buyurdu.11
Efendimiz başka bir hadis-i şeriflerinde de: “Allah’ın öyle kulları vardır ki onları insanların ihtiyaçlarını karşılamak için yaratmıştır, ihtiyaçları olanlar hep onlara sığınırlar, onları arayıp bulurlar. Kıyamet gününde onlar azaptan emin olacaklardır”12 buyurmuştur.

Yüce Rabbimiz cümlemizi hayırlı kullarından, hayırlara anahtar, şerlere kilit olan kullarından eylesin! Amin inşaAllah....

Selam ve dua ile,


Dipnotlar: 1) İbn Mâce, Mukaddime, 19. 2) Al-i İmran, 3/133. 3) Bakara Sûresi, 2/148. 4) Maide Sûresi, 5/2). 5) Tirmizî, İlm, 19. 6) Tirmizî, İlim, 15. 7) Ahmed, Müsned, V, 388; Süyûtî, el-Lüma’ fî esbâbi vürûdi’l-hadîs, s. 68. Müslim, İmâre, 133. 9) Tirmizî, Birr, 63 (2007). 10) Müslim, Zühd, 64. 11) Tirmizî, Kader, 8. 12) Kudâî, Müsnedü’ş-şihâb, II, 118 g

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hayra Anahtar Şerre Kilit Olabilmek,
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bir Gönül Çağrısı :: islam ve ahlak :: Dini konular ve sorular-
Buraya geçin: